ibrahim murat gunduz news blog

Türkçülük, Türk töresi, Büyük Türk Devleti

Kimliksizleşme Belirtileri Nelerdir?

Kimliksizleşme Belirtileri Nelerdir?

Posted by

·

Bir insanın çöküşü çoğu zaman büyük bir gürültüyle başlamaz. Sessiz bir çözülme olur. Önce neye inandığını bulanıklaştırır, sonra neyi savunduğunu unutur, en sonunda da kim olduğunu başkalarının dilinden öğrenmeye başlar. Kimliksizleşme belirtileri tam da bu sessiz çözülmenin işaretleridir. Bunları zamanında fark etmeyen kişi, yalnızca yönünü değil, haysiyetini de kaybetme riski taşır.

Kimlik, sadece nüfus cüzdanındaki bilgi değildir. Kimlik; insanın hangi değerlere bağlı olduğunu, neyi reddettiğini, ne uğruna bedel ödeyeceğini belirleyen omurgadır. Omurga zayıfladığında insan eğilir, sürüklenir ve sonunda şahsiyetini başkalarının gündemine teslim eder. Bu yüzden kimliksizleşme, psikolojik bir dağınıklıktan ibaret değildir. Aynı zamanda irade kaybı, aidiyet çözülmesi ve karakter aşınmasıdır.

Kimliksizleşme belirtileri neden hafife alınmamalı?

Kimliksizleşen insan karar veremez, karar verse de arkasında duramaz. Çünkü kararın arkasında bir ilke, ilkenin arkasında bir karakter gerekir. Modern hayatın en sinsi tuzağı da burada kurulur. İnsana sürekli seçenek sunulur ama sağlam bir eksen verilmez. Böylece kişi özgür olduğunu sanırken aslında yönsüzleşir.

Yönsüz insanın zihni kolay işlenir. Modaya göre fikir değiştirir, çevreye göre tavır alır, menfaate göre sadakat üretir. Dışarıdan bakıldığında uyumlu görünür; gerçekte ise içi boşalmıştır. Bugün bir kimliğe bürünen, yarın tam tersini savunabilen bu tip, çağın en kırılgan insanıdır. Çünkü sabit bir özü yoktur.

Kimliksizleşme belirtilerini ciddiye almak bu yüzden şarttır. Mesele sadece ruhsal iyi oluş değildir. Mesele, insanın kendi özüyle bağını koruyup koruyamadığıdır.

En açık kimliksizleşme belirtileri

İlk belirti, aidiyet duygusunun zayıflamasıdır. İnsan ailesine, milletine, tarihine, inandığı değerlere ve kendi ahlak ölçüsüne karşı mesafelenmeye başladığında içeride bir kopuş oluşur. Bu kopuş bazen bilinçli değildir. Kişi sadece “bana ne” demeye başlar. Oysa bu kayıtsızlık, bağımsızlık değil çözülmedir.

İkinci belirti, sürekli dış onay aramaktır. Kendi ölçüsünü kaybeden insan, başkalarının alkışını pusula haline getirir. Ne giyeceğine, ne düşüneceğine, nasıl konuşacağına bile çevresinin tepkisine göre karar verir. Böyle bir zihin, kendi vicdanına değil kalabalığın anlık yönüne bağlı yaşar.

Üçüncü belirti, değerleri duruma göre değiştirmektir. Dün yanlış dediğine bugün çıkarı için doğru diyorsa, burada esneklik değil karakter zaafı vardır. Elbette insan öğrenir, gelişir, bazı fikirlerini gözden geçirir. Fakat her rüzgarda yön değiştirmek gelişim değil, köksüzlüktür.

Dördüncü belirti, dilin ve tavrın yabancılaşmasıdır. İnsan bazen kendi köküne öfke duymaya, kendi kültürünü küçümsemeye, kendi toplumunu hor görmeye başlar. Bu sadece kültürel etkilenme değildir. Kişi, kendisini var eden zeminden utanıyorsa, içeride ciddi bir kimlik çatlağı oluşmuş demektir.

Beşinci belirti, irade zayıflığıdır. Kimliği güçlü insan, neye evet neye hayır diyeceğini bilir. Kimlik çözülünce sınırlar da erir. Kişi her teklife açık hale gelir, her etkiye teslim olur, her arzuya boyun eğer. Disiplinsizlik burada sadece alışkanlık sorunu değildir. Karakter merkezinin kaybıdır.

Kararsızlık ve savrulma

Kimliksizleşen kişi uzun süre tek bir istikamette yürüyemez. Bir gün büyük hedefler koyar, ertesi gün vazgeçer. Bir çevreye girer, kısa süre sonra karşı kutba savrulur. Bu gelgit hali bazen “kendini aramak” diye romantize edilir. Oysa sürekli savrulan insan çoğu zaman kendini aramıyor, kendinden kaçıyordur.

Rol yapma ve sahte benlik

Bir başka belirti de bulunduğu ortama göre kişilik değiştirmektir. Aile içinde başka, arkadaş ortamında başka, çıkar çevresinde bambaşka birine dönüşen kişi zamanla hangi yüzünün gerçek olduğunu da kaybeder. Herkesin hoşuna gidecek bir profil üretmeye çalışırken öz benliğini aşındırır. Bu durum başlangıçta sosyal beceri gibi görünse de uzun vadede şahsiyet erozyonudur.

Kimliksizleşme nasıl başlar?

Bu süreç çoğu zaman bir anda başlamaz. Önce küçük tavizlerle başlar. İnsan bir değerinden “şimdilik” vazgeçer, bir ilkesini “ortama uymak için” askıya alır, bir duruşunu “sorun çıkmasın” diye geri çeker. Sonra bu geçici tavizler kalıcı hale gelir. En sonunda kişi, neyi neden bıraktığını bile hatırlamaz.

Zayıf çevre de bu süreci hızlandırır. İradesiz, ilkesiz ve sadece menfaate göre hareket eden insanların arasında kalan kişi, zamanla onların dilini ve reflekslerini devralır. Çünkü insan yalnızca düşünceyle değil, temas ettiği karakterlerle de şekillenir. Bu nedenle çevre seçimi, kimlik savunmasının merkezindedir.

Dijital çağın baskısı da küçümsenemez. Sürekli maruz kalınan görüntüler, sloganlar, akımlar ve yapay kahramanlar insanın doğal muhakemesini aşındırır. Her gün başka bir gündemin peşinde sürüklenen zihin, derinlik kaybeder. Derinlik kaybı ise kimlik kaybının en uygun zeminidir.

Kimliksizleşme belirtileri kişide nasıl sonuçlar doğurur?

Kimliksizleşen insan önce iç huzurunu kaybeder. Çünkü insan, kendi vicdanıyla çelişerek uzun süre ayakta kalamaz. İçeride dağınıklık varsa dışarıda başarı bile gelse tatmin üretmez. Kişi neden boşlukta olduğunu anlamaz ama sürekli bir eksiklik hisseder.

Bunun ardından ilişkiler zayıflar. Sadakat üretemeyen, sabit bir ilkeye dayanmayan insan güven vermez. İnsanlar onun yanında dikkatli davranır ama asla tam anlamıyla dayanmaz. Çünkü bugün yanında duran, yarın başka bir hesap uğruna sırt çevirebilir.

Daha ağır sonuç ise mücadele ruhunun sönmesidir. Kimliği olan insan bedel öder, direnir, gerektiğinde yalnız kalır. Kimliksizleşen insan ise konforu kutsar. Hakikati değil rahatını korur. Bu da onu görünüşte sakin, gerçekte ise kırılgan hale getirir.

Bu çözülmeye karşı ne yapılmalı?

Önce insan kendi merkezini yeniden kurmalıdır. Bunun ilk şartı, hangi değerlere bağlı olduğunu açık biçimde tanımlamaktır. Belirsiz bir hayat, belirsiz bir karakter üretir. Kişi neyi savunduğunu netleştirmeden kendini toparlayamaz.

Ardından disiplin gelir. Kimlik yalnızca fikirle korunmaz, alışkanlıkla korunur. Düzenli çalışma, sözünde durma, bedeni ve zihni kontrol altında tutma, zor olana yönelme gibi davranışlar karakteri sertleştirir. Sert karakter, dış etkiler karşısında daha az çözülür.

Hafıza da burada kritik önemdedir. Tarihini bilmeyen, kökünü hissetmeyen, mensubiyetinin anlamını kavramayan insan kolayca başka anlatıların içine düşer. Aidiyet duygusu hamasetle değil, bilinçle güçlenir. İnsan nereden geldiğini ne kadar iyi bilirse, nereye yürüyeceğini de o kadar net tayin eder.

Bir diğer şart, sahte çevrelerden uzak durmaktır. Menfaat için yaklaşan, ilke değil çıkar konuşan, sürekli maske takan insanlarla kurulan bağlar kişiyi de maskeli hale getirir. Karakter, karakterle güçlenir. Çürüme de çoğu zaman çürük temasla yayılır.

Güçlü kimliğin işaretleri nelerdir?

Karşıtını anlamanın en iyi yolu, sağlam olanı tanımaktır. Güçlü kimlik sahibi insan her konuda bağıran biri değildir; fakat temel meselelerde nettir. Nerede duracağını bilir. Alkışa göre şekil almaz. Yalnız kalsa da özünü pazarlığa açmaz.

Böyle bir insanın diliyle hayatı arasında mesafe yoktur. Söylediğini yaşamaya çalışır. Hata yapabilir ama hatasını ilkesizliğe dönüştürmez. Düşebilir ama sürünmeyi normalleştirmez. Asıl fark burada ortaya çıkar.

İbrahim Murat Gündüz çizgisinde sıkça vurgulanan karakter meselesi tam da buna işaret eder: Kimlik, lafla taşınan bir etiket değil; disiplin, sadakat ve iradeyle korunmuş bir yaşam düzenidir.

Kimliksizleşme belirtileri sende, çevrende ya da yetişen genç nesilde görünüyorsa bunu sıradan bir uyum problemi sanma. Bu, ruhun merkezine yönelmiş bir aşınmadır. Merkezini koruyan insan ayakta kalır. Köküne sadık, sözüne bağlı, iradesi diri olan insan ise yalnızca kendini değil, etrafındaki dünyayı da doğrultur. Bugün yapman gereken şey yeni bir maske aramak değil, özüne dönüp onu çelik gibi kuvvetlendirmektir.

About the author

ibrahim murat gunduz news blog sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin